Dec 27, 2011
orkunco

Günlük Yumurtalar

Vizeye kadar çok konumuz ve az vaktimiz var, çok hızlı geçeceğiz:

Cleveland – Toronto:

Cleveland kötü takım, Toronto çok kötü takım. -3.5’tan Cleveland’a Brandon Baaaaassssss!

Indiana – Detroit:

Indiana’dan beklentilerim büyük bu sene ama 8.5 handikaptan yine de tırsıyorum. Başka sitelerden oynayanlar handikapsız girebilir. Bunun yanında 194.5 alt olur.

Washington – New Jersey:

Bu kadar kötü ve karışık iki takımın maçından uzak durasım geliyor ama oynanacaksa daha iyi kadrosuyla Wizards’a (-4.5) oynanır.

Orlando – Houston:

Magic iyi durumda değil, dün de OKC karşısında pek varlık gösterememişler ama Howard kendi seyircileri önünde ve Dalembert karşısında “satacak” kadar düşmez, zannetmiyorum. -3.5 Orlando. Bu arada Kyle Lowry 22.5 sayı + ribaund + asist üst olur, kaçmaz.

Charlotte – Milwaukee:

Bucks net daha iyi takım ama ilk maç, deplasman, Jennings-Jackson’ın tuhaflıkları gibi faktörler korkutuyor. Ben oynamam bu maça.

Minnesota – Oklahoma City:

OKC back-to-back oynadığı, Minnesota sahasında ilk maç gazında olacağı için banko diyemiyorum. Yine de OKC -6.5 fena değil. İmkanı olanlar Kevin Love 15 ribaund alt oynasın. OKC’ye karşı öyle coşabileceğini sanmam.

San Antonio – Memphis:

Geçen seneki play-off’a rağmen ben de bahis siteleri gibi Spurs’ü favori görüyorum, 5.5 handikapla da olsa. Yalnız Betsson’da Memphis’in 2.8’lik oranı çok iyi, ona da dikkat. Marc Gasol 19.5 sayı+asist+ribaund üst oynanır.

Dallas – Denver:

Dünkü rezaletten sonra Mavs biraz kendine gelmiş olacaktır. -3.5’tan Dallas. Gallinari 20 sayı+ribaund üst.

Phoenix – New Orleans:

Hornets çok yeni takım, dar kadro… Suns da çok iyi değil ama bu maça yeter. -5.5

Portland – Philadelphia:

Günün en iyi maçlarından. Portland biraz daha iyi takım ve sahasında. -4.5

Sacramento – LA Lakers:

Lakers’ın dünkü savunmasını bu maçta beklemiyorum ama 2/2 yenilgiyle başlamamak için yine de kafaları maçta olacaktır. -2.5 handikapta zaten bir şey yok. Kobe 24 sayının üzerine çıkar.

Golden State – Chicago:

Bulls’un 7.5’luk handikapı beni biraz korkutuyor. Warriors dün çok kötüydü ve yine savunma yapmayı beceremeyeceklerdir ama günlerinde olduklarında tehlikeli bir hücum takımı. Bu maçı beğenmedim.

 

Dec 24, 2011
orkunco

Maldivler’de Buluşalım!

Bahis oynamayı seviyorum ama iki önemli sorunum var: Birincisi, doğru maç kombinasyonlarını çoğunlukla yakalayamamak, ikincisi de oran konusunda açgözlü davranmak. Daha açıkçası, iyi bir bahisçi değilim. Bununla birlikte, NBA maçları üzerine tahmin yapmakta kötü olmayabilirim. Sezon boyunca, bir engel çıkmadıkça ya da bildiklerim-bilmediklerim oranı rezalet bir hal almadıkça ve öfkeli kalabalıklar evimi basmadıkça günlük tahminlerimi paylaşacağım. Kupon önerilerinden ise uzak duruyorum; maçları bir araya getirmek, irade gösterip oran yükseltmek için büyük risklere girmemek size kalmış. Zaten bahis zararlı bir şey, oynamayın çocuklar.

Continue reading »

Dec 16, 2011
orkunco

Aferin Stern!

O kadar acayip bir transfer dönemi yaşanıyor ki, normalde üç-dört güne, hatta bir haftaya yayılacak olaylar tek bir gün içerisine sığıyor. Öyle ki, 400 kişiyi (hatırı sayılır kısmı NBA muhabiri, yazarı, seveni) takip ettiğim Twitter hesabımın timeline’ında bazen iki saatten geriye gidemez oldum. Son bir hafta içerisinde Chris Paul önce Lakers’a takas edildi, aynı gece takas veto edildi, iki gün içerisinde takas yeniden onay için NBA yönetimine sunuldu, karşı teklif gelince Lakers ve Rockets görüşmeleri bıraktılar, sonra birden Clippers teklif getirdi, o teklif de kabul edilmedi, Clippers vazgeçti haberleri geldi, ardından Clippers Chauncey Billups’ı aldı, Lakers tekrar yarışa dahil oldu lafı çıktı, hemen ertesi gün Clippers NBA’in istediği her şeyi verdi, takas nihayete erdi. Bu yüzden “yarına…” dedikten 72 saat saat sonra bu yazıyı yayınlayabilmemi mazur görün. Suların biraz durulmasını bekledim ki yazdığımı yemeyeyim. (Bu bir parça yalan ama Lakers son anda yine kapıyı zorlayınca Gasol yazısının anlamını yitirme ihtimali belirmişti gerçekten de) Şimdi şu Chris Paul cümbüşü son bulduğuna göre, hadiseye bulaşan kişi ve kurumlar hakkında bir şeyler söyleyebilirim.

Continue reading »

Dec 13, 2011
orkunco

Teşekkürler Stern!

Pau Gasol-Kwame Brown takasını öğrendiğim o Şubat akşamı hayatımın en mutlu akşamlarından biriydi, o yüzden her bir detayını hatırlıyorum, herhalde uzun bir süre de hatırlayacağım. Ertesi sabah bilmemkaçıncı batug.com turnuvası için Sakarya’ya gidecektik, o yüzden güya erken yatmayı planlıyordum, yatmadan önce de bir gün önce yayınlanan Lost’un dördüncü sezonunun ilk bölümünü izlemeye hazırlanıyordum ve tam o sırada bir MSN (MSN’in popülaritesinin dorukta olduğu günler) mesajı geldi. Bir arkadaşım (o geceye ait emin olamadığım detaylardan biri söz konusu arkadaşımın kim olduğu, o yüzden isim vermiyorum) içerisinde Gasol, Lakers gibi kelimeler bulunan ve aniden etrafımdakileri bulandıran bir link vermişti. Tıkladıktan sonra sayfanın açılışına kadar geçen kısa sürede süper donanımlı bir bilgisayarın hesap hızıyla kafamda takas senaryoları oluşturmuş olabilirim. Sayfa önümde açılıp da dikkatlice okuduktan ve kontrol için tekrar okuduktan sonra yaşadığım hissiyse tarif edemem. Dört yıldır şampiyonluk iddiasından uzak olan, o yaz Kobe’yi kaybetme noktasına gelmiş ve krizi sadece erteleyebilmiş, üzerine de umduğumuz gibi büyük bir takas yapamamış, yazın ümitsizlikten “Hem Odom’ı hem Bynum’ı verelim, Jermaine O’Neal’ı alalım” diye düşünmeye başlamama sebep olmuş takımım, ikisini de tutup, Kwame Brown’ın biten kontratı, Javaris Crittenton, Marc Gasol’ün hakları ve gelecek yıllara ait (alt sıralardan çıkacağı belli) draft seçimleri karşılığında, yani dürüstçesi o an için hiçbir şey kaybetmeden ligin en iyi uzunlarından birini alıyordu. (Bu takasın Memphis için saçmalık olmadığını o gün de savunuyordum, hala savunuyorum ama ayrı bir yazı konusu olsun) Hesap kitap yapmaya gerek yoktu, o an tekrar ciddi bir şampiyonluk adayına dönüşmüştük.

Continue reading »

Dec 8, 2011
orkunco

Amnesty – Ek Bilgiler

Geçen ay “amnesty clause ile bırakılabilecek oyuncular ve gidebilecekleri takımları” iki bölüm halinde yazarken NBA-Sendika anlaşması henüz sağlanmamıştı, dolayısıyla o yazıları yazmak iki açıdan pek akıllıca değildi: Birincisi, sezonun iptaliyle birlikte mosmor olma, ardından sinirlenip siteyi kapatma ya da konsept değiştirip NBA başlayana kadar moda blogu olarak yola devam etme ihtimalim yüksekti. İkincisi de, bir anlaşma yapılacaksa bile detaylarını henüz bilmiyordum ve bazı detaylar bu amnesty hadisesini doğrudan etkileyebilirdi. Nitekim ikincisi oldu ve yeni anlaşmada yer alan iki madde, özellikle boşa çıkacak oyuncuların hangi takımlara gidebilecekleri üzerine yapılan tahminlerin önemli kısmını çöpe yollayabilir.

Bunlardan ilki, takımların bu sezon salary cap’in (58 milyon dolar) en az %80’ini (bu yıl 46 milyon dolar) kullanmak zorunda olduklarını belirten madde (Limit gelecek sezon %85’e, 2013 yazından itibaren %90’a çıkacak) Yani kadrosundaki oyuncuların yıllık ücretleri toplamı 25-30 milyon dolar olan herhangi bir takımın, “Bu yıl kadroya kimseyi eklemeyeyim, draft’a yatayım, salary cap’te gelecek yıl için yer kalsın” düşüncesiyle pasif kalma şansı yok. Birer yıllık kontratlarla da olsa yıllık maaş toplamını en az 46 milyon dolara tamamlamak zorunda. Bu da Sacramento, Minnesota gibi takımları transfer piyasasında daha aktif hale getirecek. Kimbilir ne bomba kontratlar göreceğiz… (İlgili bir önemli detay da şu: Bir takımın amnesty hakkıyla bıraktığı oyuncunun kontratı, o 46 milyon dolarlık limite kadar salary cap’te gözükmeye devam ediyor. Örneğin Washington’ın ücret toplamı 46 milyon doların altında ama Rashard Lewis’i bıraksalar bile onun 22 milyon dolarlık 2011-12 ücreti salary cap’lerinde yer doldurmaya devam edecek)

Continue reading »

Dec 5, 2011
orkunco

Lakers’ta Transfer Bitmez (En Azından Dedikodusu)

Bugüne kadar hiç değilse bir kez Lakers-Real Madrid benzetmesini duymuşsunuzdur. Benzetme noktası malum; iki takımın da kadrolarında sürekli olarak büyük yıldızların bulunması. NBA’deki salary cap kısıtlaması 90’ların büyük bölümü ve 2000’lerin ortasındaki gibi takımın kriz dönemlerinde Lakers’ın kısa süreler o kimlikten uzaklaşmasına sebep olur, ama Lakers yeni yıldızlarla şampiyonluk yarışına döner. Tabii yine aynı salary cap sistemi ve NBA’in yapısı Lakers’ın tam olarak Madrid gibi bir yıldız karması olmasını da engeller, o yüzden benzetme biraz havada kalır. Real Madrid harcama özgürlüğü sayesinde 11 pozisyonda da dünyanın en iyileri arasında yer alan oyuncularla sahaya çıkabilir, Lakers ise bazı mevkileri Derek Fisher’larla, AC Green’lerle, yaşlanmış Ron Harper’larla götürmek durumundadır.

O harcama özgürlüğü ve ekonomik güç Real Madrid, Barcelona, Chelsea, Inter gibi takımlara acımasız bir tutum pompalar. Tek bir kötü sezon, hatta bütünü değil ama bitişi kötü olan bir sezon, öncesinde büyük katkılar sağlamış bir oyuncunun üzerinin çizilmesine yetebilir. Hele ortalıkta alabilecekleri en az aynı kalitede ama daha popüler, daha genç başka bir oyuncu varsa… Siz Gonzalo Higuain’in çok iyi forvet olduğunu düşünürsünüz, Real Madrid ise yeterli bulmaz, hatta neredeyse gözden çıkarır. (Bazen Higuain örneğindeki gibi oyuncu dişiyle tırnağıyla kendini yeniden kabul ettirir, ayrı)

Continue reading »

Dec 2, 2011
orkunco

Gir Kız İçeri!

Yaklaşık 20 gün önce, bu siteye son ‘yazıyı’ koyduktan birkaç saat sonra, Oyuncu Sendikası takım temsilcileriyle yaptığı toplantının ardından kendi kendini feshetme ve işi mahkemeye taşıma kararını kameralar önünde açıklarken, o güne kadar, hatta o anda (malum, Twitter) okuduğum her şey bunun sezonun güme gitmesi anlamına geldiğini söylediği için bilgisayar karşısında donmuş, bir süre öyle kalmış, boş boş bakmış, vücudumu kıpırdatacak gücü bulabildiğimde de evden çıkıp aynı boş gözlerle önümü görmeye çalışarak soğukta uzun süre yürümüştüm. (Sonuncusunu hem tavsiye ederim hem de etmem; açık havada yalnız kalmak biraz iyi geliyor ama ruh haliniz bana o anda hakim olan gibiyse sağınıza solunuza bakmayı unutup kaza geçirmeye çok yaklaşabiliyorsunuz.) Ligin bu sezon oynanmayacağını kabullenmeye başlamıştım ki, oyuncuların avukatı David Boies’dan “Bu işi mahkeme salonuna girmeden çözmek istiyoruz” açıklaması geldi. “Olur mu acaba?” diye düşünmeye başlarken tarafların tekrar masaya oturduğu ve NBA’in “bakın kabul etmezseniz çekiyoruz haa” dediği teklifi çekmediği, pazarlıklara o noktadan devam edildiği haberleri ortaya çıktı. Ve son olarak bir kez daha hayalkırıklığı yaşamaktan korkmaya başlamışken, o tedirginliğin uykuya izin vermediği bir gecenin sabahında, sevgiliyle mesajlaşır gibi elimde telefonla yatakta dönüp dururken ekranda “We have a deal!” mesajlarını görmeye başladım. Sanırım o anı 2010 Finali’nin yedinci maçının sonuyla kıyaslayabilirim coşku bakımından. Sezon içerisinde Lakers’ın kalbimi yorduğu yetmiyormuş gibi, bir de ortada basketbol yokken bunları yaşatan NBA ve oyuncularına çok teşekkür ediyorum.

Continue reading »

Nov 30, 2011
orkunco

Podcast 1

Kaan Kural’la her pazartesi-çarşamba-cuma basketbol konuşuyoruz. İlk podcast:

podcast1 by orkunco

Nov 14, 2011
orkunco

Amnesty Clause Ya Da “Abi Af Çıkıyormuş” – 2

Malum, Perşembe günü NBA revize edilmiş “son teklifini” Oyuncu Sendikası’na sundu ve Sendika yöneticilerinin bugün 30 takımın temsilcileriyle bir araya gelecekleri toplantının ardından oyuncular ya işi oylamaya götürecekler ya da teklifi reddederek bu sezonun oynanma ihtimalini ortadan kaldıracak süreci tetikleyecekler. Hala 2011-12 sezonundan bahsedebiliyorken geçen haftaki “amnesty clause” yazısının ikinci bölümüne geçiyorum. (Yazının birinci kısmı burada) Belki de uzun bir süre için NBA’in basketbol kısmıyla ilgili bu dükkandaki son yazı olabilir.

LOS ANGELES LAKERS: Luke Walton’ın 2007 yazında imzaladığı altı yıl için 30 milyon dolarlık kontrat bugün genel menajer Mitch Kupchak açısından büyük bir salaklık gibi geliyor ama o gün için şu an gözüktüğü kadar kötü bir anlaşma değildi. Her şeyden önce Walton kariyerinin en iyi sezonunu (11.4 sayı, %47 isabet, 5 ribaund, 4.3 asist) yeni bitirmişti ve Phil Jackson’ın sisteminin mühim bir parçasıydı. Dahası, Kobe’nin “Adam gibi takviye yapılmayacaksa beni takas etsinler” dediği günlerde Lakers bir de onun güvendiği, önemli bir parçayı kaybetmek istemiyordu. Ne var ki daha sonraki yıllarda önce Trevor Ariza ve Ron Artest’in gelişleri Walton’ı pozisyonunda yedek durumuna düşürdü, ardından da onu iyice sınırlayan kronik bel sakatlığı oluştu ve bugün Walton hiç iş görmeyen, kontratında iki yıl ve yaklaşık 12 milyon dolar daha bulunan bir oyuncu.

Continue reading »

Nov 9, 2011
orkunco

Bir İhtimal Daha Yok

Yaklaşık iki hafta önce, NBA-Sendika arasındaki görüşmelerden üst üste iyi haberler gelirken, içeriden gazetecilere haber uçuran kaynaklar anlaşmaya doğru önemli adımlar atıldığını söylerken, bunların üzerine de David Stern görüşmelerden birinin çıkışındaki basın toplantısında Billy Hunter’la cilveleşecek kadar neşeli gözüküp ardından da “Yarın kalan son noktalarda da anlaşabilmek için büyük çaba göstereceğiz. Bu haftasonu bitiminde anlaşma sağlayamazsak büyük hayalkırıklığı olur” derken, olup biteni toplantı odasının kapısının dışından takip eden herkes gibi ben de bu fenalık getiren dramanın nihayet bittiğini düşünmeye başlamıştım. Stern’ün bir fıkra anlatmadığının kaldığı o Perşembe günkü toplantının ardından Cuma günü görüşmeler yine durunca “Haydaa” dedim ama nasılsa birkaç gün sonra tekrar birbirlerini arayıp “görüşelim” diyeceklerdi ve aradaki fark çok azdı. Ardından Derek Fisher ve Billy Hunter’ın arasında sorunlar olduğu dedikoduları duyuldu; tam ikisi bunları yalanlarken bu kez bir grup oyuncunun sendikayı dağıtma ve lige dava açma planları yaptığı ortaya çıktı, ancak karşı taraftan da Michael Jordan’ın başını çektiği küçük pazarlardaki takım sahiplerinin %50’lik paylaşımı çok buldukları ve %47’nin üzerine çıkmamaları konusunda Stern’e baskı yaptıkları yönünde haberler geliyordu. Hava birden feci bulutlanmışken geçen Cumartesi için, federal arabulucu George Cohen’in de katılacağı bir görüşme daha ayarlandı.

Oyuncular cephesinin %52’den aşağıya inmeyi kesinlikle reddettiği, takım sahiplerinin ise %47’ye dönmeyi ciddi ciddi planladıkları konuşulduğundan, görüşme öncesi “İçeride en fazla birkaç dakika kalırlar” yorumları yapılıyordu. Öyle olmadı, belki Cohen’ın tarafları çoğunlukla ayrı odalarda tutup aralarında mekik dokuma yönteminin de etkisiyle sekiz buçuk saat içeride kaldılar, hatta bu esnada Chris Broussard gibi saygın bir gazeteci, görüşmenin iyi gittiği ve anlaşma yönünde aşama kaydedildiği haberleri aldığını Twitter’da paylaştı. Broussard’ın kaynağı ya da kaynaklarının aşama olarak gördüğü neydi bilmiyorum fakat çıkışta Stern “Kalan konularda son tekliflerimiz şunlardır. Oyuncular Sendikası’nın bu teklifimizi kabul etmek için Çarşamba mesai bitimine dek süresi var. Etmedikleri takdirde bundan sonra onlara gelirlerin %47’sini öneren ve flex cap (Hard cap’le hemen hemen aynı şey) temelinde bir teklif sunacağız.” diyerek bombayı ortaya attı. Ve o ultimatomdan beri 2011-12 sezonunun oynanmama ihtimalini %50’nin üzerinde görmeye başladım.

Stern’ün Cohen’in önerilerinden yola çıkarak oluşturduklarını söylediği (Sendika buna Cohen’in sadece “Ya şöyle olursa…” şeklinde ortaya fikir attığını söyleyerek karşılık verdi) “son teklif” şöyle:

Continue reading »

Pages:1234»